İletişim Tasarımcısı ve En Yakın Arkadaşı “Bilgisayar”
Her zaman söylediğim şeyi bir kez daha yinelemekte yarar var. İletişim tasarımı bölümünde okumak az çok yetenek ister. Neden mi? Çünkü iletişim tasarımı öğrencinin yaratıcılığına bakar. Bu sadece bölümümüzle alakalı değil ama ortaya belli eserlerin çıkması için öğrenciden önceden kazanılmış bazı yeteneklerin olması beklenir. Sürekli yeniliğe açık, yaratmayı seven ve bundan zevk alan öğrenciler zaten durmasınlar iletişim tasarımını tercih etsinler. Bunun en güzel tarafı işinizin bir saatten sonra hobi haline dönüşmesi. İletişim tasarımcısı gerek çizim, gerek kültür seviyesi, gerek teknolojiye bakış açısı itibariyle “olması gereken iletişim tasarımcısı” profilini çizmelidir.
İletişim tasarımcısı bilgisayara ve bilgisayar programlarına hakim olmalıdır. Örneğin ben bilgisayarla ortaokul’un başlarında tanıştım. O zamanlar bilgisayarı sadece oyun aleti olarak algılasamda sonradan böyle olmadığını anladım. Lise hayatımın başlamasıyla Adobe’ün sayısız program yelpazesinden yararlanmaya başladım. O zamanlar Photoshop daha rövanştaydı. Fotoğraflar üzerinde çalışmayı çok severdim. (Halende seviyorum) Ama üniversite hayatına başladıktan sonra çoğu öğrencinin bırakın bilgisayar programlarını, bilgisayar kullanmaktan bile hoşlanmadıklarına tanık oldum. Bilgisayarı sadece malum bir kaç şey dışında kullanan pek yoktu. Sorum şu; cidden bilgisayar kullanmaktan hoşlanmayan, ekran karşısında sıkılan bir öğrenci nasıl iletişim tasarımcısı olacak? Çoğu tasarımcının hayatının bir bölümünde bilgisayar yer almaktadır. Bunu işimizin bir parçası olarak görmekte yarar var. Bilgisayar sadece işimizi halletmemizde değil, kendimizi geliştirmemizde bizim çok büyük yardımcımız.
Bir zamanlar programların hepsini nasıl öğrenicem telaşesi vardı. Sağolsun internet sayesinde hemen hemen bütün programların videolu anlatımlarını buldum ve kısa zamanda hepsini öğrendim. Ancak programları öğrenmek yaklaşık 4-5 senemizi alıyor. Çünkü bir programı ehliyle kullanmak için biraz zaman harcamanız gerekiyor. Bilgisayar programlarıda dil gibidir. Zamanla kurcalamazsanız unutursunuz. Söz konusu 6-7 program olunca iş biraz zorlaşıyor tabi. Bu yüzden meslekte uzmanlık alanı seçmek biraz akıllıca olabiliyor. Bütün programları öğrenmek güzel bir şey ama bir yada iki programı çok iyi kullanmak alanınızda uzman olmak için mantıklı. Örneğin üçüncü sınıfta video ağırlıklı dersler işin içine giriyor. İşler biraz Photoshop, Illusrator, Flash, Dreamweaver’dan kopup Premier ağırlıklı gidiyor. Aynı zamanda ikinci dönem Aftereffects’de devreye giriyor. Bazı arkadaşlar uzmanlık alanlarını multimedya’ya kaydırmak istediler. Çünkü bu iki program bile bir insan hayatını dolduracak kadar yeniliğe ve gelişime açık iki video editörü.
Sözün kısası; bütün bu bahsedilenlerden ziyade kendinize sormanız gereken asıl soru teknoloji ile ne kadar alakalıyım? Yaratmayı ve bilgisayar kullanmayı seviyormuyum yada istiyormuyum? Bu işe cidden kendinizi vermezseniz emin olun her işte olduğu gibi sıkılırsınız aynı zamanda yanlış bir meslek seçtiğiniz içinde üzülürsünüz.

